Dr.Mehmet Emin Dindar’dan sağlıklı yaşamın altın kuralları

1 – Sebze ve meyveleri mevsiminde ve zamanında tüketin:

Sağlığı korumanın ilk şartı sentetik ve hormonsal gıdalardan uzak durmaktır. Tamamen doğal beslenmek gerekir. Doğal beslenme ile kastettiğimiz şey, tabiatın nimetlerinden yararlanmaktır. Bunun için de mevsiminde ve zamanında yetişmiş olan sebze ve meyveleri tüketmek gerekir. Kışın domates ve salatlıkla beslenen bir kişi için doğal besleniyor diyemeyiz. Doğal beslenme, hangi ayda hangi sebze, meyve bolsa o ayda onları bol bol tüketmektir. Yine fast food ve poşetlerde satılan hazır gıdalardan uzak durulmalıdır. Çünkü bunlarda bulunan katkı maddeleri insan sağlığına son derece zararlı olabilmektedir.

2 – Az yemek yiyin:

Doğal beslenmenin yanında sağlıklı kalmanın bir diğer şartı da çok fazla yemek yememektir. Bir insanın midesi, elinin avucu kadardır. Yani en fazla 250-300 gr yiyecek alabilir. Bu kapasiteye göre yemek çok önemlidir.Sofrada yediğimiz yemeğin, tatlının, içtiğimiz suyun miktarı 300 gr’ın üzerinde ise fazla yemişiz demektir.

3 – Günde iki öğün yiyin:

Günde iki öğün yemeyi tavsiye ediyorum. Bu öğünlerin araları 8-10 saat olmalıdır. İki yemek arası en az 8 saat olmazsa o yemek vücuda zararlı hale gelir. Güneşin doğduğu ve battığı vakitlerde yemek, en sağlıklı yöntemdir. Günde altı öğün yiyin diyenlere kesinlikle katılmıyorum. Çünkü insan vücudunun salgıladığı hazmedici vücudu oldukça yorar.Bu yorucu işlem sık sık tekrarlanırsa, vücut hem yorulur hem hastalanır hem de erken yaşlanır. Yine bu enzimler güneşin doğduğu ve battığı zamanlarda daha rahat hareket eder.

4 – Uyku düzenine dikkat edin

Ayrıca bu iki zaman diliminde uyumamak sağlık için son derece önemlidir. Güneşin doğuşu ve batışı sırasında yayılan ışınlar, bu iki zaman diliminde uyuyan insanı olumsuz etkiler.

5 – İki öğün arasında toksinleri dışarı atın

İnsanlar iki öğün yemeyi alışnalık haline getirir, ayrıca ikinci öğünden önce dışkı yoluyla ilk yemeğin toksinlerini vücutlarından atarlarsa kolay kolay hasta olmazlar.

6 – Yemekten hemen sonra uyumayın

Uykuyla yemek arasında 6-8 saat olmalıdır. Obez hastaların büyük bölümü yemekten hemen sonra uyuyan insanlardır. Eğer yemekten hemen sonra uyunursa vücut hazmetme işlemi yapamaz. Böylece kilo kaçınılmaz olur ve vücuda yararlı olacak şeyler zararlı hale gelir.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Hastalıklar

ALTIN ÇİLEK: Başbakanlık makamından halka indi


Son zamanlarda herkes tek bir meyveyi konuşuyor: Altın Çilek

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kuruyemişçiden satın almasıyla bir anda herkesin ilgi odağı haline gelen altın çilek, diyabet ve siindirim sistemi rahatsızlıklarından kalp rahatsızlıklarına kadar birçok hastalığa iyi geliyor. Zayıflamak için kullanılan ve altın çilek içeren sentetik haplar yüzünden yanlış değerlendirmelere konu olan Altın Çilek yüksek lifli yapısıyla metabolizmayı hızlandırıcı etkisi ve içerdiği C, B1, B2 ve A vitaminleri ve keroten sayesinde pek çok hastalığa karşı siper oluyor.

Altın çileğin altın değerinde faydaları:

Sabah kahvaltısı ve akşam yemeğinden önce 4-5’er tane yenilmesi tavsiye edilen altın çilek meyvesinin faydaları saymakla bitmiyor. Kendisi küçük ama sağlığa faydaları bir hayli büyük olan bu meyve;

  • Dünyanın en zengin lif oranına sahip meyvesidir.
  • Tokluk hissi vererek kilo vermeye yardımcı olur.
  • Diyabet (şeker) hastalığına iyi geldiği bilinmektedir.
  • Antioksidan oranı yüksektir.
  • Kalp, verem ve idrar yolu hastalıklarının tedavisine yardımcı olur.
  • Dünyanın en zengin lif oranına sahip meyvesidir.
  • Kalsiyum değeri yüksek olduğundan okul öncesi çocukların gelişiminde olumlu katkıları vardır.
  • Metabolizmanın hızlı çalışmasını sağlar.
  • Kan dolaşımını düzenlemeye yardımcı olur.
  • İdrar söktürücü özelliğe sahiptir.
  • Sindirim sistemindeki parazitleri yok etmeye yardımcı olur.
  • Cildi güneşten korumaya ve deriyi sıkılaştırıcı özelliğiyle yaşlanmayı geciktirmeye yardımcı olur.
  • Kandaki fazla ürik asidin atılmasını sağlar.

Yorum bırakın

Filed under Bitkiler

Arının Baldan Sonraki Mucizesi: Arı Sütü


Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ve korunması, kolesterol ve tansiyon hastalıklarının iyileştirilmesi, cilt ve saç problemlerinin giderilmesinde tercih edilen arı sütü vücuda sağlık, enerji ve dinçlik kazandırıyor.

Arılardan üretilen, değerli tekbesinin bal olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. İnsanlar son zamanlarda yine arılar tarafından üretilen oldukça değerli bir besin olan arı sütüne ilgi göstermeye başladı. Arı sütü, 6-12 günlük, genç işçi arıların, binlerce çeşit çiçeğin özünden beslendikten sonra, başlarında bulunan yutak altı bezlerinden salgıladıkları bir besindir. İşçi arılar bu besinleri salgılayarak, kraliçe arı ile yavru arıları besler. Arıların ürettiği, besin değeri oldukça yüksek bu madde, beyaz renkli, peltemsi, acımtırak tada sahip bir besindir.

Arı sütü, tüm dünyada, özellikle bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ve korunması, kolesterol ve tansiyon hastalıklarının iyileştirilmesi, cilt ve saç problemlerinin giderilmesinde oldukça tercih edilen bir besin haline geldi.

Hastalıkların Düşmanı

  • Yorgunluk, halsizlik, bitkinlik ve çalışma isteksizliklerini gidererek vücuda zindelik vermeye ve enerji açığını kapatmaya yardımcı olur.
  • Beyin aktivitesi gerektiren durumlarda, beynin daha verimli çalışmasını sağlar. Özellikle öğrencilerin sınav dönemlerinde zihni verimli hale getirirken, yorgunluk ve stresin azalmasını sağlar.
  • Üstün hücre yenileyici özelliği ile yaşlanmayı geciktirir.
  • Sporcuların harcadıkları aşırı enerjiyi dengeleyerek, müsabakalardan önce vücuda kuvvet ve aktivite kazandırmaya yardımcı olur.
  • Anemi (kansızlık) ve ağır kan kayıplarında, vücudun yeterli kan üretimini sağlar.
  • Hastalıkların ve ameliyatların iyileşme dönemlerinin çabuklaştırılması ile zafiyet, nekahat dönemlerinde vücudun gıda rejimini desteklemek amacıyla kullanılmaktadır.
  • Mide-barsak, solunum sistemine ait hastalıklarda, böbrek ve idrar yolu hastalıklarında kullanılabilir.
  • Saç dökülmelerinde, saçlı ve saçsız derinin değişik hastalıklarında kullanılabilir.
  • Bayanların regl dönemlerindeki düzensizlik ve ağrıların giderilmesinde etkilidir.
  • Hamilelik döneminde, gebeliğin sağlıklı geçmesini, bebek ve annenin zararlı etkilerden korunmasını sağlar.
  • Çocuklarda görülen gelişim bozukluğu, kemik ve kas kuvvetsizliklerinin giderilmesinde etkilidir.
  • Zayıflama diyetlerinde, vücut direncini arttırmada etkilidir.
  • Gece, çocuklarda görülen altını ıslatma rahatsızlığının giderilmesinde etkilidir.
  • Bağışıklık sistemini destekler.
  • Arı sütünde, antibakteriyel, antivirütik özellik bulunur.
  • Hormonları ve metabolik işlevleri düzenlemeye yardımcı olur.

Yorum bırakın

Filed under Vitaller

Anne sütünüz yetersizse pekmez verin…


Anne sütü olmadığında bebeklere hekim kontrolünde pekmez verilebilir.

Gıda Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Ramazan Çelebi, içeriğinde organik asitler, mineral maddeler, ve vitaminler bulunan pekmezin sağlıklı yaşam için önemli bir besin kaynağı olduğunu ifade etti. Çelebi, 100 gram pekmezde bulunan kalori miktarının 575 gram süte, 150 gram ekmeğe, 195 gram ete eşdeğer olduğunu, pekmezdeki şekerin yüzde 80’i glikoz ve fruktoz halinde bulunduğundan, bebeklerin beslenmesinde pekmezin çok önemli bir role sahip olduğunu vurguladı. Bebeklik çağında beynin çok hızlı geliştiğini, bu nedenle enerjiye çok fazla ihtiyaç duyulduğunu, bebeğe yeterli glikoz verilmediği takdirde ise beynin gelişiminde duraklama veya yetersizlik görülebildiğini dile getiren Çelebi, anne sütü olmadığında, bebeklere hekim kontrolünde pekmez verilebileceğini söyledi.

Yorum bırakın

Filed under Pekmezler

Tabiat Eczanesinin Gözde Bitkisi: ZENCEFİL


Tropikal iklimlerin bereketli topraklarından insanlara bir armağandır zencefil. Tüm dünyada sıkça kullanılan ve sevilen bir baharat olan zencefil, tedavi edici olarak genelde soğuk algınlığında kullanılır. Bu mucizevi bitkinin soğuk algınlığına iyi geldiği, herkesçe kabul gören özelliğidir. İnsanlar tarafından çok tercih edilmesinin nedenlerinden birisi de budur.

Zencefilin hastalıkların tedavisinde etkili bir bitki olmasının en önemli nedenlerinden birisi, uçucu yağlara sahip olması ve yapısındaki fenol bileşiklerdir. Ayrıca içerdiği nişasta, kalsiyum, B ve C grubu vitaminleri de bu bitkiyi etkili bir şifa kaynağı haline getirir.

Zencefilin Etkili Gücü

  • İştah açıcı özelliğe sahiptir.
  • Antiseptik özelliği ile kanın temiz kalmasını sağlar.
  • Mide rahatsızlıklarına iyi gelir.
  • Mide bulantılarını gidermeye yardımcı olur.
  • Bağırsaklarda biriken ve atılamayan gazların kolaylıkla atılmasını sağlar.
  • Solunum yollarını açar.
  • Kanın yapısını daha akışkan hale getirir ki bu kalbin daha rahat çalışması demektir.
  • Vücutta sıcaklık ve terleme oluşturur.
  • Zencefil çok etkili bir antioksidandır.
  • Özellikle romatizmaya bağlı rahatsızlıkların giderilmesinde yıllardır kullanılmaktadır.
  • Baş ağrılarını giderici ve uykuyu düzenleyici özelliği vardır.
  • Kandaki yüksek kolesterol oranını düşürmeye yardımcı olur.

Zencefil Kullanım Şekilleri

  • Zencefil çaylarla birlikte kullanılabilir. Özellikle birkaç dilim yaş zencefil, çayın içerisine konulup bekletilerek içilebilir. Zencefilin yaş ve taze olarak kullanılması daha yararlıdır.
  • Toz halindeki zencefil, bal ile karıştırılarak alınabilir.
  • Ayrıca çay, bal ve zencefil üçlü karışımı da kullanılabilir.
  • Zencefil günde 1 gr toz halinde doğrudan alınabilir.
  • Bunlar dışında zencefil, yemek, pasta ve tatlılara konularak tüketilebilir.

Yorum bırakın

Filed under Vitaller

Kestane Balı


Kestane balı, doğu ve Batı Karadeniz başta olmak üzere Marmara Bölgesinde yaygın olarak yetiştirilen kestane ağacının çiçek özlerinin toplanmasıyla oluşturulan bir bal çeşididir. Bu bal nişasta, sakaroz, protein, kalsiyum, fosfor ve A vitamini sakımından zengindir. Koyu kahve renkli, buruk, biraz acı, kestaneye özgü tadı vardır. Antiseptik özelliği en kuvvetli olan bal çeşididir. Özellikle mevsim değişikliklerinde bol miktarda kestane balı tüketilmelidir. Sadece kestane balı değil, balın kendisinin de yaralı olduğunu belirten Diyetisyen Hülya Gülsoy, aşırı tüketim konusunda ise uyarıda bulunuyor: “Kestane balından önce, özellikle doğal bal olması önemli. Anzer balı, kestane balı gibi ilaç niyetine kullanılan balları günde 1 tatlı kaşığı kullanmak ve bu miktarı geçmemek gerekiyor. Çünkü daha fazlasının zehirleyici etkisi olabilir. Şeker hastalarının ise tüketmemesi gerekiyor.

Kestane balının özellikle astım ve bronşit hastalıklarının giderilmesinde etkili olduğu, bu hastalıkların belirtilerini hafiflettiği belirtiliyor. Balın polen ve arı sütü ile karıştırılarak sabahları aç karnına bir tatlı kaşığı yenmesi öneriliyor.

Yarayı bile iyileştiriyor:
Kestane balı, antiseptik ve antioksidan özelliğiyle ön plana çıkıyor.
– Kestane balı kasları kuvvetlendirici, kan dolaşımını düzenleyici, mide ve karaciğer yorgunluğunu giderici, bağışıklık sistemini güçlendirici etkiler gösteriyor.
– Baş, göğüs ve karın ağrılarının giderilmesine, ağız yaralarının iyileşmesine, üst solunum yolu enfeksiyonlarının hafiflemesine yardımcı oluyor.
– Kestane balı, kolayca kana geçer ve iştahı arttırmaya yardımcı olur. Aynı zamanda çok iyi bir enerji kaynağıdır. Bu nedenle, zayıf ve iştahsız kimselerin, fazla enerji harcayanların enerji gereksinimlerini karşılamada iyi bir alternatiftir.
– Alman bilim adamlarının araştırmalarına göre kestane balı, yara tedavisinde antibiyotikten daha etkili. Kestane balı birçok antibiyotiğe karşı direnç kazanmış bakterilerin bulaşmış olduğu kronik yaraları bile birkaç hafta içinde tamamen iyileştiriyor.

Yorum bırakın

Filed under Ballar

Reflü Hastalığı için Doğal Tedavi Yöntemleri


Uzman bir doktor tarafından teşhis edilmiş reflü hastalığınız varsa, hastalığın tedavisinde, evde yapabileceğiniz ya da her aktarda bulabileceğiniz bitkisel karışımları kullanabilirsiniz. İşte iki öneri:

Ballı Kudret Narı Macunu:
Ballı kudret narı macununun içerisinde, propolis, günlük (sığala) ve polenin olmasına mutlaka dikkat edilmelidir. Bu karışımı, sabah ve akşam, aç karnına, yemeklerden önce bir tatlı kaşığı kadar tüketebilirsiniz. Unutmayınız ki şikayetleriniz azalsa bile karışımı en az 2-3 ay kullanmaya devam etmenizde fayda var.

Zeytinyağlı Kudret Narı:
Zeytinyağlı kudret narı elde edilirken, çekirdekleri alınmış ve küçük parçalara ayrılmış kudret narı meyvesi, zeytinyağında bekletilerek çözülmesi sağklanır. Böylece doğal antibiyotik ve yara kapatıcı özelliği artar. Bu karışım özellikle mide asidini dengeler.

Aktarlarda kolayca bulunabilecek ham kudret narının şifalı olabilmesi için en az 6 ay (ideal olan süre 2 yıl) zeytinyağında bekletilmesi gerekir. Zeytinyağlı kudret narını alırken, eğer ambalajın üzerinde bekletilme süresi yazılmamışsa, aldığınız aktara bu sürenin ne kadar olduğunu mutlaka sorun. Zeytinyağlı kudret narının, sabah ve akşam aç karnına, birer tatlı kağığı alnıması önerilir. Eğer yemek borusunda oluşmuş ülseriniz varsa ,yemeklerden sonra da yarım tatlı kaşığı alabilirsiniz.

Zeytinyağlı kudret narının tadı ve kokusu size ağır geliyorsa ,tavsiye edilmemekle birlikte bir-iki damla limon sıkarak tüketebilirsiniz veya balla tatlandırarak kullanabilirsiniz.

Zeytinyağlı kudret narını, mide rahatsızlıklarının dışında da kullanabilirsiniz. Çok iyi bir yara ve yanık kapatıcı olan kudret narı, yara ve yanık tedavilerinde de kullanılabilir. Bu maksatlı kullanımlarda yara veya yanığın temiz olduğundan emin olun. Zeytinyağlı kudret narı, eski dönemlerde hekimler tarafından, savaş yaralarının tedavisinde kullanılmıştır. Öyle ki savaş halinde iyi temizlenmemiş yaraların, zeytinyağlı kudret narıyla çabucak iyileşip kapandığı, ancak bu hastaların daha sonra yara bölgesindeki kaşıntılardan şikayetçi oldukları tarihi vesikalara kaydedilmiştir.

Yorum bırakın

Filed under Hastalıklar, Vitaller